Bağkur’dan Sigortaya Geçiş Nasıl Olur? Toplumsal Cinsiyet, Çeşitlilik ve Sosyal Adalet Perspektifinden İnceleme
Hayatın her alanında olduğu gibi, sosyal güvenlik sistemimiz de toplumdaki farklı gruplar için çok farklı anlamlar taşıyor. Bağkur’dan sigortaya geçiş, bazıları için kolay bir adım olabilirken, bazıları içinse büyük bir engel oluşturabiliyor. Bu yazıda, Bağkur’dan sigortaya geçiş nasıl olur sorusunu toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet perspektifinden ele alacak ve bu geçişin özellikle farklı gruplar üzerindeki etkilerini inceleyeceğim. Bir sivil toplum çalışanı olarak, her gün karşılaştığım yüzlerce insandan ve sokakta gözlemlediğim hayat kesitlerinden yola çıkarak, toplumsal eşitsizliklerin bu geçiş sürecini nasıl etkilediğini anlatacağım.
Bağkur ve Sigorta: Sistem Nedir, Ne Değişir?
İçimdeki sistemci burada devreye giriyor ve temel bir hatırlatma yapıyor: Bağkur, kendi işini yapanlar için oluşturulmuş bir sigorta türüdür. Sigorta ise daha geniş bir çerçevede, işçi veya memurlar için geçerli olan devlet güvencesi ile sağlanan sosyal güvenliktir. Yani, Bağkur’dan sigortaya geçiş, aslında iki farklı sosyal güvenlik sisteminin birbirine entegrasyonudur. Ama bunu yapabilmek, herkes için aynı şekilde kolay olmuyor.
Sosyal güvenlik sisteminin temeli, toplumsal adalet ilkesi üzerine kurulmuş olsa da, pratikte bu geçişi sağlamak, farklı toplumsal gruplar için birbirinden çok farklı zorluklar yaratabiliyor.
Toplumsal Cinsiyet ve Bağkur’dan Sigortaya Geçiş
Toplumda kadın ve erkek arasındaki eşitsizlikler, sosyal güvenlik sistemine de yansır. Kadınlar, genellikle daha düşük ücretlerle çalışırlar ve iş güvenceleri de erkeklere göre daha kırılgandır. Ayrıca, kadınların çalışma sürekliliği, genellikle doğum izni, çocuk bakımı gibi nedenlerle kesintiye uğrar. Birçok kadın, özellikle evde çalışan ya da geçici işlerde çalışanlar, Bağkur primlerini düzenli ödeyemedikleri için sigortalı olma hakkından yoksun kalabilirler.
Sokakta yürürken, çoğu zaman gördüğüm sahnelerle ilişkilendiriyorum bu durumu. Toplu taşımada, kadınların ev işleri ve çocuk bakımından kaynaklı olarak daha fazla zaman harcadığına şahit oluyorum. Kadınların bu tür “görünmeyen işlerle” uğraşıyor olmaları, onların sigorta sistemine dahil olmalarını zorlaştırabiliyor. Örneğin, iş güvencesi olmayan bir kadının, Bağkur’dan sigortaya geçiş süreci, ekonomik bağımsızlıklarını kazanmış erkeklere göre çok daha karmaşık olabiliyor. Ayrıca, yerel düzeyde kadınların sigortaya geçişi, daha çok evle ve aileyle ilgili bir dizi engelleme ile şekilleniyor. Burada toplumsal cinsiyet eşitsizliği, kadınların ekonomik güvenceye kavuşmalarının önünde ciddi bir engel oluşturuyor.
İçimdeki insan tarafı diyor ki: “Kadınların daha az güvenceli işlerde çalışıyor olmaları, onların sigorta hakkından daha fazla mahrum kalmasına yol açıyor. Kadınları sosyal güvenlik sistemine dahil etmek, daha adil bir toplum inşa etmenin temel adımlarından biri olmalı.”
Çeşitlilik ve Bağkur’dan Sigortaya Geçiş: Sosyo-Ekonomik Durumun Rolü
Bağkur’dan sigortaya geçiş, sadece cinsiyet açısından değil, aynı zamanda sosyo-ekonomik durum açısından da çok belirleyici bir faktördür. Sokakta, özellikle İstanbul’un kenar mahallelerinde yaşayan insanlarla konuştuğumda, çoğunun sigorta sisteminden dışlandığını ve çoğu zaman Bağkur’dan sigortaya geçişin kendilerine uzak bir hayal gibi göründüğünü duyuyorum. Birçok kişi, sigorta primlerini ödeyemeyecek kadar düşük gelirle geçinmek zorunda kalıyor.
Sosyo-ekonomik durum, sigorta sistemine dahil olmayı engelleyen en önemli engellerden biri. Çeşitli toplumsal grupların karşılaştığı zorlukları gözlemlemek, sosyal adaletin ne kadar önemli olduğunu daha da somutlaştırıyor. Örneğin, bir inşaat işçisinin ya da temizlik görevlisinin, Bağkur’dan sigortaya geçiş için yeterli finansal kaynaklara sahip olabilmesi çok zordur. Bu kişilerin sigortaya geçiş süreçleri, genellikle finansal yetersizlikler nedeniyle yarım kalıyor ya da hiç başlamıyor.
İçimdeki mühendis yine devrede: “Sosyo-ekonomik eşitsizlikler, sosyal güvenlik sisteminin verimli çalışmasını engelliyor. Sistem, sadece prim ödeyebilecek kişiler için çalışıyor. Bu da sosyal adaleti zedeliyor.”
Sosyal Adalet ve Bağkur’dan Sigortaya Geçiş
Sosyal adaletin temel ilkelerinden biri, her bireyin eşit fırsatlar ve haklar sunulmasıdır. Ancak, Türkiye’deki sosyal güvenlik sistemi, maalesef bu ilkeler doğrultusunda herkese eşit imkanlar tanımıyor. Bağkur’dan sigortaya geçiş, özellikle düşük gelirli, kadınlar, engelliler ve göçmenler gibi gruplar için büyük zorluklar yaratabiliyor. Yüksek gelirli bireyler için sigorta sürecine geçiş daha kolayken, bu gruplar için işler daha karmaşık hale geliyor.
Sosyal adalet perspektifinden bakıldığında, sistemin adil olması için öncelikle bu grupların karşılaştığı engellerin ortadan kaldırılması gerekiyor. Örneğin, kadınların iş güvencesiz çalışmaları, düşük gelirli ailelerin sigorta primlerini ödeyememesi gibi durumlar, devletin bu süreçlere müdahale etmesini gerektiriyor. Bu noktada, toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin ve sosyo-ekonomik engellerin aşılabilmesi için devletin sigorta prim desteği sağlaması, kadınların ve düşük gelirli ailelerin sigorta sistemine katılımını artırabilir.
Sonuç: Bağkur’dan Sigortaya Geçiş ve Adaletin Sağlanması
Bağkur’dan sigortaya geçişin, sadece bireylerin sağladığı bir adım olmadığını kabul etmeliyiz. Bu süreç, toplumsal cinsiyet, çeşitlilik ve sosyal adalet anlayışlarıyla şekillenen bir dinamiğe sahiptir. Sosyal güvenlik sisteminin gerçekten herkese adil ve eşit fırsatlar sunabilmesi için, özellikle kadınların ve düşük gelirli grupların karşılaştığı engellerin ortadan kaldırılması gerekiyor. Sokakta, toplu taşımada, iş yerlerinde gördüğüm sahneler, bu sürecin nasıl şekillendiğini ve toplumsal eşitsizliklerin nasıl devam ettiğini gözler önüne seriyor. Gerçek bir sosyal adalet için, bu geçişi her kesim için erişilebilir ve adil hale getirmek hayati önem taşıyor.