İçeriğe geç

Doğu sınırı hangi antlaşma ile kesinleşti ?

Doğu Sınırı Hangi Antlaşma ile Kesinleşti? – Bir Tartışma Alanı

Konya’dan Van’a, Erzincan’dan Hakkâri’ye kadar, ülkemizin doğusu, tarih boyunca sürekli değişen ve tartışılan sınırlarla şekillendi. Peki, bu değişimin kesinleşmesini sağlayan antlaşma hangisiydi? Elbette, 1923’teki Lozan Antlaşması ve onun arkasındaki uluslararası diplomasi, bugünkü sınırlarımızın büyük kısmını çizdi ama doğu sınırımızdaki netleşme, 1921’de Sovyet Rusya ile imzalanan Moskova Antlaşması ile büyük ölçüde sağlandı. Bu antlaşma, Türkiye Cumhuriyeti’nin doğudaki sınırlarını güvence altına alırken, pek çok açıdan olumlu ve olumsuz yönlere sahipti. Gelin, bu tarihi adımı cesurca ele alalım ve gerçekten bu antlaşmanın artılarını ve eksilerini sorgulayalım.

Doğu Sınırımızın Kesinleşmesinin Güçlü Yönleri

Moskova Antlaşması, bir bakıma Türkiye Cumhuriyeti’nin, genç bir devlet olarak, varlık gösterdiği topraklarda güvenliğini pekiştirmesini sağlayan bir dönüm noktasıydı. İçimdeki pragmatik tarafım, bu antlaşmayı bir zafer olarak görüyor. O dönemdeki Türkiye’nin hali, 1. Dünya Savaşı’nın yıkıcı etkilerinin ve Kurtuluş Savaşı’nın henüz bitmediği bir ortamın içindeydi. Yani, bu antlaşma kesinlikle zamanında yapılmış bir hamleydi. Birçok yönüyle, Sovyetlerle olan sınırımızın belirlenmesi ve o bölgedeki toprakların güvenli hale gelmesi, Türk dış politikasının o dönemdeki başarısıydı.

1. Rusya ile İyi İlişkiler Kurulması

Moskova Antlaşması ile Sovyet Rusya, Türkiye’ye karşı ciddi bir tehdit oluşturmayacak şekilde sınırlarımızı belirlemiş oldu. O dönemdeki Sovyet hükümetinin de kendi iç meseleleriyle meşgul olması, bu antlaşmanın imzalanmasında önemli bir faktördü. Türkiye’nin yeni kurulan bir cumhuriyet olarak, Rusya ile dostane ilişkiler kurması, Batı’yla mücadele veren bir devlet için oldukça akıllıca bir hamleydi. Hatta içimdeki tarihçi bile bu hamleyi takdir ediyor: “Güçlü olmasa da akıllı bir strateji, en iyi sonucu verir.”

2. Doğu Sınırının Netleşmesi

Bir diğer güçlü yanı, Türkiye’nin doğusundaki sınırların netleşmesi oldu. Zamanında bu bölgelerde çok sayıda etnik grup ve savaşın getirdiği belirsizlikler vardı. Ancak Moskova Antlaşması ile Ermenistan, Azerbaycan ve Gürcistan’la olan sınırlarımız kesinleşti. Bu da uzun vadede Türkiye’nin doğudaki sınırlarının güvenliğini garanti altına aldı.

Doğu Sınırının Kesinleşmesinin Zayıf Yönleri

Fakat bu antlaşmanın içinde, bazı dikkat edilmesi gereken noktalar da yok değil. İçimdeki eleştirmen, her şeyin altına imza atmadan önce biraz daha sorgulamam gerektiğini söylüyor.

1. Azerbaycan’ın Kayıpları

Moskova Antlaşması, bir yandan Türkiye’yi rahatlatmış olsa da, Azerbaycan için ciddi kayıplara yol açtı. Bu antlaşma ile Azerbaycan, Türkiye’ye ait olması gereken bazı topraklardan vazgeçti. Azerbaycan’ın kaybettiği bu topraklar, o dönemki Ermeni nüfusunun yerleşik olduğu alanlardı ve bu, Türk-Azerbaycan ilişkileri üzerinde derin etkiler bırakmıştı. Birçok Azerbaycanlı için, bu antlaşma acı bir hatıra olarak kalmıştı.

2. Ermenistan’ın Kısıtlamaları

Aynı şekilde, Ermenistan da bu antlaşmanın en büyük kaybedenlerinden biriydi. Ermeniler, 1915 olayları ve sonrasındaki süreçte zaten büyük bir travma yaşamıştı, bir yanda da Türk-Ermeni sınırı çizilmişti. Bu, Ermenistan’ın ulusal kimliğini şekillendiren bir faktör olmuştur, ve hala bu sınırın çizildiği an, her iki ülkenin ilişkilerinde bir engel olarak duruyor. İçimdeki insan tarafım, “Bazen ulusal sınırlar, sadece topraklardan ibaret değildir, duygusal yaralar da bırakır,” diyor.

3. Batı’dan Gelen Tepkiler

Batı’daki bazı ülkeler, özellikle İngiltere ve Fransa, Moskova Antlaşması’nı oldukça temkinli bir şekilde karşıladı. Bu, Batı ile Türkiye’nin ilişkilerinde birtakım gerginliklere yol açtı. Sovyet Rusya ile yakınlaşan Türkiye, Batı için pek de hoş bir durum değildi. Peki, burada kazanan kimdi? Türkiye’nin doğusundaki sınırları netleştirmesi elbette bir başarıydı ama Batı ile olan bu gerginlik, ilerleyen yıllarda büyük bir soru işareti olarak kalmıştır.

Sonuç: Doğu Sınırı ve Tarihi Seçim

Moskova Antlaşması, kesinleşmiş bir sınırdan çok, bir dönemin zorunlu bir sonucu olarak görülmelidir. Antlaşmanın hem güçlü hem de zayıf yanları, dönemin siyasi koşulları göz önüne alındığında oldukça anlaşılabilir. Türkiye, doğusundaki sınırları belirleyerek güvenliğini sağlamlaştırmış olsa da, bu kararın bir takım zorlukları ve kayıpları da beraberinde getirdiğini unutmamalıyız.

Tartışmak gerekirse, bu antlaşma, bir yandan ulusal çıkarları korumaya yönelik başarılı bir hamle olabilir, ama öte yandan, o dönemdeki diğer ülkelerin ve halkların kayıpları, hâlâ gündemde olan tarihi bir mesele. Peki, sizce bu antlaşma Türkiye’nin doğusundaki sınırları güvence altına alırken, ne gibi diğer stratejik ve insani sonuçlar doğurdu?

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

şişli escort
Sitemap
hiltonbet yeni girişbetexper güvenilir mielexbetgiris.org